bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort esenyurt escort istanbul escorts escort istanbul şişli escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort diyarbakır escort sakarya escort antep escort
porno izle porno porn izle porno sex türbanlı porno
Bugun...


Sevilay Çelenk

facebook-paylas
Yek, du, sê, çar... Leylan
Tarih: 23-01-2020 13:47:00 Güncelleme: 23-01-2020 13:47:00


Selahattin Demirtaş inatçı üretkenliğiyle ve içimizi ferahlatan o güzel neşesiyle yazıp duruyor. İşgal ettikleri mevkilerde, her Allah’ın günü sözün itibarını biraz daha eksiltenlerden farklı olarak, söze ve dile itibarını siyasetle olduğu kadar edebiyatla da iade ediyor. Demirtaş’ı evinden, ailesinden, “Başak’ından ve buğdaylarından” 1600 km uzakta tutan o cehli mürekkep ve o yüz karası zulüm, cevabını Seher’le, Devran’la, Leylan’la alıyor. Adeta “Size benzemeyeceğim” diyor Demirtaş, “Çocukken de benzemiyordum.”

Bu dediğimi romanının daha en başında şöyle dile getiriyor: “Küçükken de Kürt’tük biz, hatta daha Kürt’tük (…) Esmer kulaklarımızdan tutulur, siyah başımız kara tahtaya çarpılırdı. İçimizden sayardık her çarpmayı; yek, du, sê, çar…”. Diyarbakır’ın kûçelerinden yola (ve aşka) düşerek dünyaya açılan Leylan’ın birçok satırında o çarpma sesinin yankısı var…

Leylan, Selahattin Demirtaş, Dipnot Yayınevi, 2020. 300 syf.

İyi eleştirinin esere eğilirken yazarın kimliğini paranteze alan ve unutmaya çalışan bir eleştiri olduğu söylenir. Bununla birlikte bu görüşün her durumda doğru ve geçerli olduğunu düşünmüyorum. Bazı eserleri yazarın biyografisinden sıyırarak ele almak o kadar da mümkün olmayabilir. Üstelik bu yazıyı bir eleştiri faaliyeti değil, mütevazı bir tanıtım olarak görmenizi diliyorum. Eleştirebilmek için romanın içeriğine daha ayrıntılı değinmek gerekir ki bu sonraki iş. Zira büyük sürprizlerle dolu bu roman okuyucunun eline henüz dün geçmişken, heyecan kaçıracak ölçüde ayrıntılı bir değerlendirmeye girişmek haksızlık olur.

Leylan, Kudret adındaki bir oğlan çocuğunun, doludizgin aşık olduğu kızın adının anlamı. Adı değil, adının anlamı. Kızın adı Serap. Serap Kürtçe’de ‘leylan’ kelimesiyle karşılık buluyor. Diyor ki oğlan, “Serap’ın Kürtçesi ‘leylan’dır. Adını ‘Leylan’ koysalardı, onu ilk gördüğüm anda kavuşamayacağımızı anlardım mutlaka. Ben Serap’ın leylan olduğunu iş işten geçtikten sonra anladım.”

Kudret’in Serap’a aşkı, iki vefalı arkadaşının muhafızlığında -ben diyeyim yirmi yıl, siz deyin ki sonsuza dek- sürüp gider. Serap’a yönelik bu büyük aşkı ‘üstlenen’, esasen Kudret’in bütün dünyasıdır. Bütün mahallesi ve bütün ‘çetesidir’.

EKMEĞİ BALA DÜŞEN…

Kudret daha ilkokul sıralarındayken sevdiği kızdan kenarları yeşil dantelli beyaz bir mendil çalar. Bununla da kalmaz hemşerisi Ahmet Arif’in külliyatından da Serap’a vermek üzere bir şiir çalar. Yıllar geçip giderken, aşık olduğu kız, yakın bir sokakta bir kuaförde iş bulduğunda, “ekmeğim bala düşmüştü” diyerek şansını kutsar. Kudret iyidir, iyimserdir ve ne okurun, ne sevdiği kadının ne de hayatın üzerine çullanan, kendi halinde ve kendi aşkında bir genç kişidir.

Demirtaş’ın Leylan’ının geçtiği kûçelerde, okul yollarında ve pencere diplerinde gürül gürül bir aşk çağıldar. Küçücük hayatlar içinde yaşanan, kavuşmayı ummayan, tutkulu ve çocuksu bir aşk. O yüzden de birdenbire o küçücük hayatların toplamında görülmemiş bir acı ve yıkım o sokaklara çöreklendiğinde ve Sur’da yer yerinden oynadığında, “Kendine Başbakan diyen bir adam ille de buraları ‘Toledo’ yapacağım diyerek bütün tarihimizi, anılarımızı, çocukluğumuzu başımıza yıktı” der Kudret.

Sevdiğini yakınına getiren küçük tesadüfü, “ekmeğinin bala düşmesi” olarak gören bir iyimserlik ve hafiflik romanın ilk bölümünün duygusal iklimini de belirler. Leylan beklenmedik bir hafiflik getiren bir roman. Dilsel, anlatısal ve türsel seçimler romanı bir uçtan diğer uca yalayıp geçen serinliğin ve hafifliğin kaynağı. Dünyanın en ağır meselelerini romanlarına kuş tüyü ile aktaran Italo Calvino, edebiyatın varoluşsal işlevini ‘hafiflikle’ açıklamıyor muydu zaten? Calvino’ya göre, edebiyat, “yaşamanın ağırlığına tepki olarak hafifliği arayış”tır (s.42).Calvino hafiflik arayışını, masallar üzerine çalışmış Rus halk bilimci Vladimir Propp’a göndermeyle bir şekilde kahramanın yer değiştirmesine de bağlar. Sözlü edebiyatta, masallarda kahraman hep “yer değiştirmektedir”. Çünkü “aranan nesne genellikle, yatay olarak çok uzakta veya dikey olarak çok yüksekte ya da çok derinlerde bulunan ‘’başka’ farklı bir yerdedir” (s.43).

Cezaevinde yazmanın kendisi başlı başına yaşamanın ağırlığından bir kaçış, bir hafiflik arayışı ve duvarları her yönden aşma çabasındaki bir ‘yer değiştirme’ değilse nedir? Demirtaş yazarak yer değiştiriyor. Kapatılamıyor. Tutsak alınamıyor. Öykü kitapları son yılların en çok satan kitapları arasında yerini aldı ve hızla başka dillere çevrildi bile. Şimdi de Leylan… Çünkü okurlar bir siyaset insanı olarak Demirtaş’ın zihin ve duygu dünyasını, hayallerini, özlemlerini ve hayatın siyaset dışı alanlarına dair düşüncelerini merak ediyor. Ondan gelecek sözü özlüyor. Kısacası gerçekten de Demirtaş’ı hapiste tutmak her geçen gün daha imkansız bir hal alıyor ve fatura kabarıyor.

Tutsaklıkta ve hapiste roman yazmanın romanın tarihi kadar eski bir tarihinin olduğunu da bu vesileyle hatırlayalım. Modern Batı romanının ilk örneği sayılan Don Kişot’u (1605), Miguel de Cervantes’in hapislik yıllarında kaleme aldığı bilinir. Bunun gibi İngilizce yazılmış ilk roman olan John Bunyan’ın Hac Yolunda (The Pilgrim’s Progress, 1678) adlı dinsel alegorisi de yine yazarı hapisteyken yazılmıştır. Bu eser en çok baskı yapan İngilizce eserdir ve 200’den fazla dile çevrilmiştir.

İKİ DİLİN ARASINDAKİ UÇURUMA DÜŞEN…

Romana dönecek olursak, Leylan dil, anlatı yapısı ve tür bakımından şaşırtıcı ve ustalıklı bir eser. Dil derken aslında daha çok birinci bölüme hakim olan esprili ve oyunlu dil ile genele hakim olan sarih ve akıcı dilden söz ediyorum. Birinci bölümde esmer kafasına vura vura Türkçe öğretilen çocukların, iki dilin arasındaki uçuruma düşerken kelimelere sımsıkı sarılmaktan başka çareleri olmadığını da görürsünüz. Türkçe yazan Kürtlerde sık rastladığımız anlatım ve ifade yetkinliği, mizah gücü ve dil oyunları özellikle birinci bölümde çok belirgindir: “Serap’ı ilk orada gördüm, labirentin içinde. İp atlıyordu kızlarla. İpin Kürtçesi ‘ben’dir. Göz göze geldik, ‘ben’ ayaklarına dolandı, yalpaladı, düşer gibi oldu; ‘ben’i tuttu sıkıca, bırakmadı.”


Romanın iki kısmının birbirine nereden ve nasıl bağlanacağı konusundaki gizemi başarıyla sürdüren anlatının, zamanı gelince hikayenin ayrı yakalarını sıkı bir Ahmet Kaya göndermesi ile birbirine teyellediğini söylemekle yetineyim. Romanın yayınına birkaç gün kala, Devran için yapılan okuma tiyatrosu üzerinden kendisini hedef alan saldırılara, Demirtaş’ın, “Fırlattığınız çatallar bıçaklar artık bizi yaralamıyor…” demesi, Ahmet Kaya’nın hikayesi ile kurulan özdeşliği de gösterir. Fakat ‘ötekinin ötekisini’ kimsesiz düştüğü yerde bularak ona anlatıda yer açan çok güzel bir Ahmet Kaya göndermesine rağmen, iki hikayeyi bağlamak konusunda tercihen gevşek bırakılmış bir teyel söz konusudur. Sosyoekonomik ve kültürel olarak uzak düşmüş hayat küreleri çoğu kez ancak ötekiler aracılığıyla birbirine değer. Fakat bu hayatların yeniden yakınlaşması veya iç içe geçmesi çoğu kez mümkün değildir. Kitabın anlatısal kurgusunu bu bakıma başarılı bulduğumu da eklemek isterim.Anlatı yapısına gelince burada fazla aşina olmadığımız biçimde neredeyse apayrı iki kısımdan oluşmuş bir roman çıkıyor karşımıza. Diyarbakır kûçelerinde fırtına gibi esen Kudret’in aşkını anlatmaya nokta koyulurken, ikinci bölümde İstanbul’da Esenler Otogarı’nda yepyeni bir hikaye başlıyor. Otobüs terminalinden başlayınca bu hikayenin bir öncekine dönebileceği çeşitli yollar da tahayyül ediyorsunuz. Fakat okuyucu otogarda birdenbire beliren, beş parasız evini terk etmiş o genç kadını tanımaya çalışırken, hikaye daha daha uzaklara, orta yaşlardaki, başarılı beyin cerrahı Sema ile ihraç bir akademisyen olan kocası Bedirhan’ın üst-orta tabaka hayatlarına açılıveriyor. Romanın devamında bu hikaye başka hikayelerle kesişecek ve İstanbul’da da kalmayıp Zürih’e doğru uzun ve zahmetli bir yola koyulacaktır.

OHAL süreçlerinde bir yandan kurumsal/toplumsal kimliklerini kaybederken öte taraftan yeni politik özneler olarak tarih sahnesinde belirenler de romanın asli karakterleri arasındadır. Bu konuda ‘bizim mahalleyi’ iyi bir sürpriz bekliyor. Aynı konumu paylaşanlar arasında vazgeçenler veya yollarını ayıranlar da vardır. Romanın bu ayrılışa dair tutumunun ya da etik politik yargısının hararetli tartışmalara yol açacağını ve hatta ahlakçı bulunacağını da tahmin ediyorum. Ne de olsa, bir roman güncel bir meseleyi merkezine koyuyorsa o noktada yazarın düşünceleri ile karakterlerin düşünceleri arasında paralellik kurmak doğal ve kaçınılmazdır. Fakat bu noktada, yazarın bu konuya dışarıdan ve cezaevinden baktığı, çatışmayı ve yüzleşmeyi ise roman karakterlerinin en nihayetinde kendi bağlamlarında yaşadığı da düşünülebilir.

Leylan’ın açıldığı uzun yolculuklar bugünün dünyasının imkan tanıdığı yolculuklarla da sınırlı değil. Roman bir yandan “gerçekliğe” sımsıkı demirlemişken, bir yandan da o gerçekliğin sınırlarını “türsel” olarak aşarak ve bilimin imkanlarını geleceğe dönük bir gelişme tahayyülü etrafında ilerleterek, bilimkurgu türünün kodlarından da yararlanıyor. Zihin dünyaları ve “bilinçler” arasında “çoklu” ortamlar yaratma imkanı ve bu sayede hakikati ışığa çıkarma çabası şaşırtıcı, sürükleyici ve yenilikçi bir girişim.

Romanı okurken zihnin ve düşüncenin rüya benzeri durumlardaki işleyişine, bu özel işleyiş anlarında birbirinin yerine geçen kişilere, birden fazla anlamı yoğunlaşarak kendinde toplayan imgelere ve nesnelere tanıklık ediyoruz. Hakiki yaşantılarımızı “rahatsız eden” ve çoğu kez engellenmelerden ya da travmatik bir hafızadan kaynaklanan “farkında olmadığımız düşüncelerimizi” de yeniden fark ediyoruz. Romanda bunların “yek, du, sê, çar” diye diye arka planda yankılanan çarpma sesleriyle ilişkisini sezebileceğimiz çok an var…

Son olarak hakikati görmenin fiziki bir görme yetisini aşan boyutu, gören ve görmeyen meselesi de politik psikanalizden yararlanan bir edebi eleştirinin konusu olmak üzere romanda yerini alıyor.

Leylan her şeyden evvel görsel imgelemi güçlü biçimde harekete geçiren bir anlatı kuruyor. Leylan’ı sinemaya taşımak isteyenlerin çıkacağı kesin de ben daha çok beş ya da sekiz bölümlük bir televizyon dizisinin hikaye çizgilerini gördüm bu anlatıda. Bunu da belirtmeden geçemedim.

Haydi yek, du, sê, çar… Yolu açık olsun Leylan’ımızın.

Kaynak: Gazeteduvar




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Trabzonspor 26 15 3 8 59 28 53 +31
2 Başakşehir FK 26 15 3 8 50 25 53 +25
3 Galatasaray 26 14 4 8 44 20 50 +24
4 Sivasspor 26 14 5 7 47 29 49 +18
5 Beşiktaş 26 13 8 5 40 32 44 +8
6 Alanyaspor 26 12 7 7 44 25 43 +19
7 Fenerbahçe 26 11 8 7 46 34 40 +12
8 Göztepe 26 10 9 7 31 30 37 +1
9 Gaziantep FK 26 8 10 8 36 41 32 -5
10 Denizlispor 26 8 11 7 26 34 31 -8
11 Antalyaspor 26 7 10 9 29 43 30 -14
12 Gençlerbirliği 26 7 12 7 33 44 28 -11
13 Kasımpaşa 26 7 14 5 38 50 26 -12
14 Konyaspor 26 5 10 11 21 33 26 -12
15 Yeni Malatyaspor 26 6 13 7 38 40 25 -2
16 Çaykur Rizespor 26 7 15 4 26 44 25 -18
17 MKE Ankaragücü 26 5 13 8 23 45 23 -22
18 Kayserispor 26 5 14 7 28 62 22 -34
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 28 15 5 8 38 23 53 +15
2 BB Erzurumspor 28 13 7 8 30 22 47 +8
3 Bursaspor 28 14 7 7 43 35 46 +8
4 Adana Demirspor 28 12 7 9 55 35 45 +20
5 Akhisarspor 28 12 7 9 36 31 45 +5
6 Fatih Karagümrük 28 11 7 10 40 34 43 +6
7 Altay 28 11 7 10 36 30 43 +6
8 Ümraniyespor 28 11 10 7 39 39 40 0
9 Giresunspor 27 10 9 8 30 33 38 -3
10 Keçiörengücü 28 8 9 11 21 22 35 -1
11 Balıkesirspor 28 8 9 11 30 33 35 -3
12 Menemenspor 28 9 11 8 32 38 35 -6
13 İstanbulspor 27 7 8 12 38 34 33 +4
14 Altınordu 28 7 11 10 32 39 31 -7
15 Boluspor 28 4 11 13 24 36 25 -12
16 Osmanlıspor FK 28 6 13 9 32 42 24 -10
17 Adanaspor 28 3 14 11 26 42 20 -16
18 Eskişehirspor 28 7 16 5 32 46 17 -14
Takım O G M B A Y P AV
1 Samsunspor 28 23 1 4 64 11 73 +53
2 Manisa FK 28 19 3 6 79 31 63 +48
3 Hekimoğlu Trabzon 28 17 7 4 51 34 55 +17
4 Sancaktepe FK 28 16 8 4 51 23 52 +28
5 İnegölspor 28 13 9 6 41 30 45 +11
6 Afjet Afyonspor 28 13 11 4 47 30 43 +17
7 Tarsus İdman Yurdu 28 14 13 1 45 39 43 +6
8 Pendikspor 28 11 10 7 40 39 40 +1
9 Sarıyer 28 11 10 7 34 33 40 +1
10 Zonguldak Kömürspor 28 9 10 9 35 37 36 -2
11 Çorum FK 28 11 14 3 36 42 36 -6
12 Hacettepe Spor 28 11 15 2 37 48 35 -11
13 1922 Konyaspor 28 9 13 6 38 45 33 -7
14 Kırklarelispor 28 8 11 9 25 41 33 -16
15 Başkent Akademi FK 28 9 15 4 37 41 31 -4
16 Amed Sportif 28 7 14 7 28 46 28 -18
17 Gümüşhanespor 28 7 17 4 31 57 25 -26
18 Şanlıurfaspor 28 0 27 1 10 102 14 -92
Takım O G M B A Y P AV
1 Serik Belediyespor 28 16 5 7 49 24 55 +25
2 24Erzincanspor 28 14 4 10 47 22 52 +25
3 68 Aksaray Belediyespor 28 14 6 8 43 27 50 +16
4 1928 Bucaspor 28 14 7 7 47 34 49 +13
5 Artvin Hopaspor 28 12 5 11 38 21 47 +17
6 Düzcespor 28 12 6 10 32 18 46 +14
7 Karaköprü Belediyespor 28 10 6 12 25 22 42 +3
8 Çatalcaspor 28 9 5 14 39 28 41 +11
9 Silivrispor 28 8 6 14 37 31 38 +6
10 Sultanbeyli Bld. 28 9 8 11 33 27 38 +6
11 Kızılcabölükspor 28 8 8 12 39 37 36 +2
12 Yomraspor 28 9 10 9 28 30 36 -2
13 52 Orduspor FK 28 7 7 14 21 20 35 +1
14 Çankaya FK 28 9 12 7 33 37 34 -4
15 Şile Yıldızspor 28 6 11 11 23 30 29 -7
16 Erzin Spor Kulübü 28 6 12 10 27 34 28 -7
17 Tokatspor 28 1 23 4 16 66 7 -50
18 Manisaspor 28 1 24 3 16 85 0 -69
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 03/04/2020 Alanyaspor vs Trabzonspor
 04/04/2020 Kayserispor vs Gençlerbirliği
 04/04/2020 MKE Ankaragücü vs Başakşehir FK
 04/04/2020 Galatasaray vs Gaziantep FK
 05/04/2020 Yeni Malatyaspor vs Göztepe
 05/04/2020 Kasımpaşa vs Fenerbahçe
 05/04/2020 Konyaspor vs Sivasspor
 05/04/2020 Denizlispor vs Beşiktaş
 06/04/2020 Antalyaspor vs Çaykur Rizespor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 16/03/2020 Eskişehirspor 1 - 4 Adana Demirspor
 16/03/2020 Altınordu 1 - 1 Balıkesirspor
 15/03/2020 Osmanlıspor FK 1 - 1 Giresunspor
 15/03/2020 Akhisarspor 0 - 0 BB Erzurumspor
 15/03/2020 Adanaspor 1 - 1 Keçiörengücü
 15/03/2020 Menemenspor 2 - 2 İstanbulspor
 15/03/2020 Hatayspor 2 - 0 Ümraniyespor
 14/03/2020 Bursaspor 1 - 1 Boluspor
 14/03/2020 Fatih Karagümrük 2 - 2 Altay
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 22/03/2020 Elazığspor 0 - 3 Ankara Demirspor
 18/03/2020 Van Spor 2 - 1 Ergene Velimeşe
 15/03/2020 Bodrumspor 0 - 1 Bandırmaspor
 15/03/2020 Kardemir Karabükspor 0 - 1 Niğde Anadolu FK
 15/03/2020 Ergene Velimeşe 0 - 3 Tuzlaspor
 15/03/2020 Van Spor 0 - 1 Sakaryaspor
 15/03/2020 Sivas Belediyespor 0 - 3 Kastamonuspor
 15/03/2020 Kahramanmaraşspor 0 - 1 Kırşehir Belediyespor
 15/03/2020 Uşak Spor 3 - 0 Elazığspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 18/03/2020 Artvin Hopaspor 0 - 1 Sultanbeyli Bld.
 18/03/2020 Yomraspor 1 - 0 Serik Belediyespor
 15/03/2020 Kızılcabölükspor 1 - 0 Erzin Spor
 15/03/2020 Manisaspor 0 - 4 68 Aksaray Belediyespor
 15/03/2020 Serik Belediyespor 0 - 0 Düzcespor
 15/03/2020 Sultanbeyli Bld. 2 - 2 Silivrispor
 15/03/2020 Çatalcaspor 1 - 1 24Erzincanspor
 15/03/2020 Tokatspor 1 - 2 1928 Bucaspor
 15/03/2020 Artvin Hopaspor 2 - 1 Çankaya FK
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI